DAVA: Boşanma; DAVACI: Üniversite Öğrencisi İki GençÜniversite gençliğinin evliliği ile ilgili bir yazı yazılmasını benden istendiğinde biraz hayret birazda şaşkınlık içerisinde bu talebi değerlendirdim.Çünkü telefon görüşmemiz esnasında elimde Üniversite gençliğiniin %60 boşanma oranlarıyla alakalı anket sonuçları vardı. Ve onları inceliyordum. Birazdan anket sonuçlarını sizinle paylaşacağım ancak ondan önce genç nedir? kime denir? evlilikle gençlik arasında irtibat nedir gibi soruları oluşturmak ve buna uygun cevaplar vermek gerekiyor. GENÇ sözcüğünü 100 kişiye sorsam yüz ayrı cevap alırım.Ancak bu ayrı cevapların içinde hepsinde ortak olan bazı noktalar vardır. İşte bu ortak noktalardan yola çıkılarak genel bir gençlik tanımı yapılabilir; ''Gençlik, belirli ve sınırlı bir yaş dilimi içinde duygu, düşünce, davranış ve tutum olarak bireyi sosyal olgunluğa hazırlayan bir dönemdir'' Bir diğer ifade ile ''gençlik dönemi, bireyin biyolojik ve duygusal süreçlerindeki değişikliklerle başlayan, cinsel ve psiko-sosyal olgunluğa doğru gelişmesi ile sürerek bireyin bağımsızlığını ve sosyal üretkenliğini kazandığı, belirlenmemiş bir zamanda sona eren kronolojik bir dönemdir'' Bu döneme hızlı fiziksel ve sosyal değişiklikler eşlik eder. Şimdide elimdeki ilginç, ilginç olduğu kadarıyla da çarpıcı anket çalışmasını sizlerle paylaşmak istiyorum. Boşanma davasının hangi eş tarafından açıldığı araştırıldığında şu sonuç ortaya çıkmıştır. Boşanma davası açanların %40 kadın Boşanma davası açanların %60 erkek Boşanma davası açan kadınların durumuna ilişkin araştırmada şu sonuçlar elde edilmiştir. Boşanma davası açan kadınlardan %80 i çalışan kadın, Boşanma davası açan kadınlardan %20 si ev hanımı
%60 i Üniversite mezunu %28 i lise mezunu %12 si ilkokul mezunu
Boşanma davası açan erkeklerin durumuna ilişkin araştırmada ise şu sonuçlara ulaşılmıştır: Boşanma davası açan erkeklerin %85 i bir işte çalışıyor. Boşanma davası açan erkeklerin %15 i işsiz
Boşanan erkeklerin %50 si Üniversite mezunu Boşanan erkeklerin %40 ı lise mezunu Boşanan erkeklerin %10 u ilk ve orta okul mezunu
II.Bireysel hak ve özgürlüklerinin farkında olan ve aynı zamanda eğitim sürecini tamamlamış olan kadınlar, boşanma davası açma haklarını kullanmada gecikmemektedirler ve rahatlıkla kullanabilmektedirler. III.Ekonomik özgürlüklerini elinde bulunduran kadınların , çalışma hayatının getirmiş olduğu olumsuzlukları bir kader olarak değerlendirmedikleri anlaşılmaktadır. Boşanma nedenleri ankette : 2.%10 ise özel boşanma nedenlerinden, Zina , Kötü muamele , Hayata kast ve haysiyetsiz hayat sürme, terk gibi nedenlere dayanmaktadır Mizaç uyuşmazlığı , Ekonomik sıkıntılar, Anne-babanın ailenin iç işlerine karışması, Dini yaşama konusunda ki anlaşmazlıklar, Kadının dövülmesi ve kötü muamele, Bir defasında bir danışanım benim ile onun evliliğe olan görüşünü paylaşmıştı " San ki elimde bir dürbün var okyanusu tarıyormuş gibi hissediyorum. Etrafta boğulmakta olan insan manzaraları gibiyim boşanma, soyutlanma, kullanma, her türlü çürümüş ilişki. Bunlar etrafımdayken kendi kendime şunu sordum: Bu bataklığa batmayı neden isteyeyim ki? " Bugün birçok Üniversite öğrencisi aynı soruyu sormaktadır. Bu kişiler hem ömür boyu sürecek, güven dolu bir ilişkiyi arzularlar hem de evlilikten korkarlar. Bir üniversiteli gencin bana itirafları: "Ben kendi anne babamın evliliğinin bitişini seyrettikten sonra kendiminkini sürdürebileceğimden hiç emin değilim." İnsan hayatında farklı dönemler vardır.Gençlik dönemi bazı kuramcılar tarafından üç dönemde incelenmiştir. Ön Ergenlik: Gencin kendi cinsinden özel bir kişiye, yakın bir arkadaş sırdaşa duyulan ilginin belirginleştiği dönemdir. Arkadaşlık ilişkilerinin geliştiği bu dönemde genç çeşitli gruplar içinde yer alır. Ergen, bu dönemde sosyal beceriler ve organizasyonlara ilişkin ilk deneyimlerini kazanır. Erken Ergenlik: Karşı cinse duyulan ilgi ile başlar,cinsel davranış şekillenene kadar sürer. Geç Ergenlik: Ergenlik dönemi sonu da denilen bu dönem,çocukluğun son yıllarını ve erişkinlik dönemini kapsar. Kişinin kimlik kazandığı 20 li yaşlar, duygusal yönden ana babadan koparak duygusal bağımsızlığın kazanılmaya başlandığı dönemlerdir. Geç ergenler kanun nazarında reşit sayılırlar. Kültürün gerektirdiği sorumlulukları yüklenmeleri beklenir. Toplum tarafından kabul edilen sosyal tutum ve fikirleri benimsemiş olurlar. Tercihlerini yapmaya başlarlar. Kariyer çizgilerini plânlarlar. Meslek seçme konusunda da karar verebilecek olgunluğa gelmiş durumdadırlar. Bu dönemde, meslek seçme ve buna hazırlanma, yaşıtlar arasında bir yer edinme ihtiyacı ön plândadır. Ekonomik, sosyal ve psikolojik bağımsızlık ile aileden bağımsız kalma istekleri hakimdir. Evlenmeye, aile kurmaya, ana baba olmaya, işini seçmeye hazır duruma gelirler. Durumuna uygun sosyal gruplara katılırlar. Sosyal sorumluluklarını karşılayabilirler. Karar verme bu dönemin önemli özelliğidir. Bu dönem bocalama ve fırtınaların olduğu bir dönemdir. Kişiliğin oluştuğu ikinci doğuş dönemi olarak kabul edebiliriz. Bu dönemde gencin ne istediğini bilmesi, kimliğini bulmuş olması beklenir. Bunun yanı sıra geç ergenlik döneminde yaşanan düşünce sistemindeki değişiklikler, cinsel rollerdeki değişiklikler ve meslek seçimine yönelme sorunları, genç bireyin kimlik kazanmasına etkide bulunmaktadır. Bu üç alanda ortaya çıkan değişmelere karşı bocalamalar, dönem içinde çözülmeden yetişkinlik dönemine aktarılmış olur. Genç, yetişkinlik dönemi başında eğitim sürecini tamamlayarak bir iş ve bir aile kurmaya yönelir. İstek ve arzuları doğrultusunda bir arayış içindedir. İşini ve eşini beklentileri doğrultusunda seçmeye çalışır.Eğer bu dönemde evliliği tercih ediyorsa ve yakınlaşmalar başlıyorsa ileride gerçekleştiremediği ve yerine getiremediği planlarını yapmada zorlanıyor ve bu zorluluğu eşler birbirlerine yansıtmaya başlıyorlar. Netice itibariyle anketlere baktığımız da anketlerin çarpıcı neticelerini gördüğümüzde: Gençlerin özellikle Üniversite gençliğinin boşanmayla sonuçlanan evliliklerinin altında yatan sebep beklentilerin gerçeklerle örtüşmemesi ve gençlerin evliliğe hazırlıksız girişmeleridir. Evlilik öncesi gerçek dışı idealler taşıyan gençler evlendikten sonra kariyer, askerlik, iş gibi sıkıntılarla karşılaştıklarında bocalayıp zor günler yaşayabiliyorlar.Unutmayalım ki evlilikler bizim bireysel ve bencil istek ve arzularımıza göre gelişmez. İki farklı insanın bir arada yaşamasının getirdiği kaçınılmaz sorunları tahmin etmek ve bunların çözümü noktasında gerekli hazırlıkları yaparak gerçekleştirmek gerekir. Evlilik öncesi maddi hazırlıklar yapılmış olsada erkeğin askerlik kariyer ve iş gibi problemini çözmüş olması gerekir.Aksi taktirde beklentiler evlendikten sonra ortaya çıkınca anlaşmazlıklar şiddetlenerek artıyor.Bunun yanında Kültürel hazırlık ta gençler arasındaki önemli bir unsur olarak karşımıza çıkar.Eğer belli bir eğitim almamış bu konularda kitap okunmamış profesyonel bir danışmandan destek görülmemişse istediğiniz kadar maddi olarak hazırlıklı olunsun kültürel çatışmanın önüne geçilemez ve iletişim facialar kaçınılmaz olur. Gençlerin tercihlerde tutarlı olmasını beklemek, sorunun çözümü olmamaktadır. Toplum içinde yerini bulmuş insan sayısının az, iş hayatından şikayetçi olanların sayısının kabarık ve aile yaşantısında eşiyle geçimsiz olup mutsuz olanların sayısının fazla olması, bu işin ne kadar karmaşık ve önemli olduğunu göstermektedir. Gelişim basamağında gencin kararsızlığı ve bocalaması, bireysel tercihlerin ön plana çıktığı her alanda kendini gösterir. Burada önemli olan, yaşamın önemli konularında alacağı kararlarda gencin bilinçli ve tutarlı olması yönünde gence fırsatlar oluşturulması, yol gösterilmesidir. Bu nedenle başta anne ve babalar olmak üzere eğitimciler ve iş adamlarına da önemli görevler düşmektedir.
Ertan Şimşek Project Menagement / Stratejik İletişim Uzmanı |








